Sn. Doç. Dr. Cüneyt KONURALP’in, dahil olduğu bir gruba ilettiği metni görünce, blogda bulunsun istedim. İzniyle iliştiriyorum buraya. 18.02.2026

Değerli grup üyeleri,
Takip edebildiğim kadarıyla grup içindeki yazışmalarda “topuk kanı meselesi” konusunda saptadığım bir durumla ilgili olarak yazmak ihtiyacını duydum.
Bu konu ile ilgili olarak daha önce yaptığım sunumlara ve kitabımdaki açıklamalara rağmen tam anlaşılmayan ve/veya eksik kalan bazı hususlar olduğunu görüyorum. Bu nedenle bazı ek açıklama veya tekrarlarla yanlış anlama veya bilmiyor olma durumlarını elimden geldiğince bertaraf etmek istedim.
Öncelikle yeni doğan tarama testlerinin gerekliliğini ve bakılacak hastalık/problem listesine ekleme veya çıkartma yapma hususunu bir kenara bırakarak aşağıdaki açıklamalara odaklanmanızı rica ediyorum.

1- “Topuk kanı tarama testi” diye bir ifade veya terim dünyada yok; bu yanlış ve kasıtlı üretilen ve ne yazık ki Mahkemelerde Hakimlerin de yönlendirilmelerine sebep olan ve Tıbbi nomenklatüre uymayan bir ifadedir. Doğrusu, “yeni doğan tarama testi”dir. “Topuk kanı” sadece tıbbi testler için kullanılabilecek bir numune tipidir ve hiç kimse herhangi bir test için ille de belli bir numune vermeye zorlanamaz (alternatif numune ve test protokolleri daima mevcuttur ve mevcut olmayan protokoller de her zaman için geliştirilebilir).

2- Topuk delinerek alınan kan özel bir kartona emdirilerek yapılıyor bahsedilen testler. Bu nedenle lütfen bu kanlar yurt dışına gönderilip özel maddeler üretiliyor gibi safsatalara inanmayın. Afedersiniz de; iki damla kanın hepsi Adrenokrom vs. olsa, bundan kim, ne, ne kadar saflaştırabilir? Lütfen komplo teorilerine balıklama dalmayın.

3- “Topuğun delinen kısmı Refleksolojik olarak cinsel organlara (veya önemli Akupunktur noktalarına) denk geliyor, bu yüzden bebeklerimizi kısırlaştırıyorlar” gibi safsatalara da inanmayın. Bakın ben aynı zamanda Akupunturcuyum. Delinen yerde özel bir akupunktur noktası yok. Reflesolojik olarak orası cinsel organlara denk gelse de böyle bir batırıp çıkarma operasyonu ile hiçbir şey olmaz.

4- Ama bebeğin topuk kanının test amaçlı olarak kullanılmasına da (testlerin kendisine değil) kesinlikle karşıyım. Daha doğrusu; kan alınsın veya alınmasın; herhangi bir sebeple topuk bölgesinin (veya ileride toprağa basacak olan alanın) sivri bir cisimle delinmesine karşıyım. Çünkü bunu yaptığınız anda bebeği “tehlike” moduna sokarsınız ve çok ciddi programların yazılmasına sebep olabilirsiniz. Her delişinizde ayrı bir program yazılabilir. Bakın bebeğin ağrı hissetmesinden bahsetmiyorum; o başka bir şey. Belki el sırtından kan alınırken daha da çok canı yanabilir. Ama topuğu delmek ile vücuttaki başka bir yeri (kafa, el, ayağın üst kısmı, bacak, karın derisi vs) delmek çok farklı… Nedense bunu anlatamıyorum.
Varsa eğer başka bir yol (hatta özellikle abartarak söyleyeyim; mesela damarın içinden katater sokarak topuk kılcalllarından kan çekmek gibi absurd bir yöntemle olsa bile); topuk kanını alsınlar, kullansınlar. Eyvallah… LAKİN YENİDOĞANIN VEYA BEBEĞİN TOPUĞUNU DELMESİNLER.

5- Amaç ille de kanla mı bakmak? Yenidoğanın kordonundan kan alabilirler. Ancak, o zaman bebek proteinle beslenmeye maruz kalmadığı için enzim aktivitesi, gen analizi gibi farklı testler yapılabilir.
Veya el sırtından, özel durumlarda ayak sırtından veya alından kan alınabilir. Ancak, Sağlık bakanlığının topuk kanı için kullandığı testler buralardan alınacak kan için valide edilmemiş olabilir. Farklı protokoller gerektirebilir. Bu nedenle sizlere zorluk çıkaratacaklardır (bu kanlardan bakamıyoruz veya doğru sonuç vermiyor diyebilirler).

6- Önemli bir husus. Aile Sağlık merkezindeki hemşire veya doktor size yardımcı olmak istese dahi bebeğin el sırtından kan almak için yeterli tecrübe ve ince teçhizatın olmadığını söyleyebilir. Eğer başından savmak için söylemiyorlarsa, bu beyana saygı gösterin. Bakın ben bir Kalp-Damar Cerrahı olmama rağmen bebeğin el sırtından kan almaya girişmek istemem. El alışkanlığı, yetenek ve tecrübe çok önemlidir. Yoksa bebeğin elini mosmor ederler ve yine de kan alamayabilirler. Böyle bir durumda, bu işi iyi yapan (anestezi hemşiresi gibi) bir sağlıkçı arayıp bulmanız gerekebilir.

7- Kan dışındaki örneklerden (idrar, ter, tükrük, yanak sürüntüsü gibi) de tüm testler yapılabilir. Ancak, dediğim gibi özel protokolleri işleten kurumlar bulmanız lazım. Tabii, aslında bunu Sağlık Bakanlığı’nın yapması lazım; ancak yapmadığı için yazıyoruz bütün bu açıklamaları…

8- Son olarak; benim powerpoint sunumumda da belirttiğim öneri aslında sorunların büyük bir kısmını çözer. Hipotirodiyi hariç tutarsak (ki Tiroid hormonlarına idrardan dahi bakılabilir), taranan diğer tüm hastalıklar otozomal resesif geçişli. Yani anne veya babadan biri taşıyıcı veya hasta değilse teorik olarak bebekte o hastalık olamaz. O zaman evlenen her çifte ve bu aşama geçti ise anne baba olacak her çifte genetik testler yaparsanız, o çiftin isterse 20 çocuğu olsun, hiçbirine YD tarama testi yapmak zorunda kalmazsınız. Hatta çiftlerden birinin taşıyıcı olmadığını göstermek bile yeterli. Diğerine ancak, partneri taşıyıcı veya hasta ise test yapılır. Velev ki anne ve babanın ikisi de taşıyıcı, o zaman bebek risk altında olabilir; sadece o bebeklere test yaparsınız. Onu da kordon kanından alınan örnekle yapmak yeterli.

Daha fazla yazıp kafanızı tekrar karıştırmak istemem… Yukarıdaki hususlara dikkat edip savunmanızı ve mücadelenizi buna göre yaparsanız çok daha faydalı olacaktır.
Hepinize saygılarımı sunuyorum. Doç. Dr. Cüneyt Konuralp.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz