Diş Hekimi Tuğba Duymaz ile “OKULLARDA FLOR/FLORÜR UYGULAMASI” hakkında kısacık sohbetimiz sizlerle.

Amaç nedir?
FLOR UYGULAMASI GERÇEKTEN ETKİLİ Mİ // GEREKLİ Mİ?
Bir hekim ve anne olarak, evladına yaptırmayı mı tercih etti?

“DİŞLERE NE SIVASAK DA SAKLASAK?” mı olmalı soru, yoksa “Dişler bedenin aynasıdır; belki vitamin/mineral eksiğini söyler bize, belki sindirim sorunlarını, belki de beslenme yanlışlarını” mı olmalı yaklaşım? Köke bakalım.

Bu arada Tuba Hanım’ın, www.vitamingiller.com sitesinde çok sayıda podcast’i var: Amalgam dolgular, çocuklarda dolgu malzemeleri, hamilelik ve emzirme döneminde diş-dolgu problemleri, çocuklarda dişe dair çeşitli sorular tek tek cevaplanmış.

Bu sohbetlere örnek bir bağlantıyı aşağıya bırakıyorum:
https://vitamingiller.com/podcast/dt-tugba-duymaz-diger-sorular/

Tuğba Duymaz’ın bloğu: https://www.tduymaz.com/
Biyolojik diş hekimliği ve ötesine dair, ezber bozan çok sayıda yazı bulabilirsiniz.

Florür sohbetimizin yazılı hali ise aşağıdaki gibi:

  • Florür gerçekten etkili mi? 

Normalde diş minesi %97 oranında hidroksiapatitten oluşuyor. Florür, uygulandığında diş yüzeyinde hidroksiapatit yerine aside daha dayanıklı olan florapatit oluşmasını sağlıyor. Bu sayede diş asit ataklarına daha dirençli hale geliyor. Ayrıca çürük yapan bakterilere karşı antimikrobiyal etki gösteriyor (dirençli türleri artırabileceğine dair çalışmalar olsa da – ref). Ancak diğer yandan toksik bir madde olduğuyla ilgili çok fazla çalışma var. Dişlerde florozise sebep oluyor, kemiklerde birikiyor ve daha kırılgan hale gelmelerine sebep oluyor. Tiroide zararı var çünkü tiroid hormonu üretilmesi için gereken iyodun yerine geçiyor (ref)(ref). Epifiz bezinde birikerek melatonin sentezini azaltıyor ki melatonin başta uyku ve bağışıklık sistemi olmak üzere birçok önemli sistemi etkileyen bir hormon (ref). Bunların dışında belki son zamanlarda en 11çok duyduğumuz etkisi çocukların IQ’larında sebep olduğu düşüş (ref) (ref). Lancet’te yayınlanan bir çalışmaya göre flor, arsenik, kurşun, civa gibi maddelerle birlikte bir gelişimsel nörotoksin olarak sınıflanmış (ref). Florürle ilişkilendirilmiş diğer sağlık sorunlarının listesini IAOMT (Uluslararası Ağız Sağlığı ve Toksikolojisi Akademisi)’nin web sitesinde bulabilirsiniz. Bütün bunları göz önünde bulundurursak etkili olsa bile toksisite riskine karşı florür kullanmadan önce denenebilecek diğer yolların denenmesi taraftarıyım. Katıldığım bir konferansta konuşmacı, arsenik diş çürüğünü engelliyor deseler kullanır mıydınız diye sormuştu… Konuyu aslında noktalayan bir soru bu…

Diğer yandan florürün azının faydalı ya da gerekli olduğunu savunanlar da var ama bu doğru değil. Flor eksikliğinde yaşanan bir sağlık sorunu yok (ref). Florun gerekli olduğu herhangi bir biyokimyasal olay yok vücutta. Kaldı ki zaten çevreden (maden sularından, çay ve bazı başka gıdalardan) da bir miktar flor alıyoruz. Hatta fazla çay içenlerde bile günlük güvenli kabul edilen flor miktarının aşılabileceği belirtilmiş. 

  • Okullarda florür uygulanmalı mı?

Yüksek risk grubundaki çocuklara florür uygulanmaya karar verilse bile okullarda uygulanması sakıncalı çünkü klinik ortamında, kuvvetli aspirasyon altında uygulandığında bile 6 saat sonra idrarda ölçülen florun arttığını gösteren çalışmalar var. Okulda çocuğun yutma riski artacak! Bir anda çok fazla flora maruz kalacak. Ayrıca uygulama sonrası ebeveyne yapılması gereken bazı uyarılar var, bunları küçük bir çocuğa söyleyip hatırlamasını beklemek doğru değil. 

  • Ben çocuğuma flor uygulattım mı?

Hayır, ne okulda ne de klinik ortamında flor uygulaması yapılmadı.

  • Çocuğumun diş sağlığını korumak için ne yaptım?

En çok dikkat ettiğim konu beslenmesi oldu. Çocuğumun günlük diyetinde paketli, işlenmiş gıdalar ve hatta ev yapımı bile olsa hamur işleri, kekler, kurabiyeler yok. Küçüklüğünden itibaren bunları yemeye alışmadığı için tatlıya düşkünlüğü olmadı. Aşırı kısıtlayıcı olmadık hiç bir zaman, pasta börek yediği de oldu başka insanlarla olduğumuz yerlerde. Ancak kendi düzenimiz içerisinde bunlara pek yer vermedik. Bunun dışında neler yemediği kadar yedikleri de önemli. Bu noktada Weston Price’a değinmek istiyorum. Kendisi 1900’lerin başlarında dünyayı dolaşarak Batılılaşmamış yerel halkların diyetlerini incelemiş. Diş çürüklerinin olmadığını, kemik gelişimlerinin harika olduğunu, çapraşık dişlerinin olmadığını gözlemlemiş. Bu halkların ortak özelliği beslenmelerinin çok fazla miktarda yağda çözünen A,D, E, K vitaminlerini içermeleri ve mineral açısından bizim beslenmemize göre çok daha zengin olmasıymış. Bu yüzden biz de beslenmemizde bol bol bu vitaminleri içeren, mineral açısından zengin gıdaların bulunmasına özen göstermeliyiz. Biz emek harcadığımızda ve hemen pes etmediğimizde çocuklarımıza sağlıklı bir beslenme düzeni kazandırmayı başaracağımıza inanıyorum. 

Cochrane çalışmasına göre hamilelikten 1 yaşa kadar olan süreçte annelere ve bakıcılara verilen beslenme önerileri, diğer uygulamalarla kıyaslandığında erken çocukluk çağı çürüklerini azaltan tek uygulama olarak bulunmuş. (ref)

Yeme sıklığının fazla olduğu durumlarda da çürüğe yatkınlık artıyor. Özellikle de bu ara öğünler fazla miktarda basit karbonhidrat içeriyorsa, dişlere sürekli asit atağı olacağı için diş yüzeyinden sürekli mineral kaybı olacak… 

Bunun dışında yediklerimiz kadar, bunların sindirim ve emiliminin iyi olup olmaması da önemli. Bu yüzden bağırsak sağlığı da gözden geçirilmeli. Örneğin bağırsağı etkileyen çölyak ve Crohn’s gibi hastalıklarda diş çürüklerinin daha fazla olduğunu gösteren çalışmalar var (ref) (ref) (ref). Bunlar gibi hastalıklar bulunmasa bile sızıntılı bağırsak, bağırsakta disbiyozis, parazitler vb. gibi durumlar besinlerin emilimini etkileyerek dolaylı yoldan dişlerin beslenmesini engelleyebilir. 

Aslında hamilelikten ve hatta öncesinden başlıyor alınabilecek önlemler… Örneğin hamile kadınların D vitamini seviyelerinin çocukların çürüğe yatkınlıklarını etkilediğini gösteren çalışmalar var (ref)

Altta yatabilecek başka bir neden olarak uyku problemlerini de dikkate alabiliriz. Günümüzde birçok çocukta alerji ve geniz akıntısı, geniz eti, burun tıkanıklığı gibi problemler olduğunu düşünürsek uyurken ağızları açık yatacaklarını ve bunun diş çürüğüne yol açabileceğini de hatırlatmak gerek. Ayrıca inhaler kullananlarda da çürük riski artıyor. 

  • Florürlü diş macunu da kullanmayalım mı? 

Avrupa komisyonunun florla ilgili raporuna göre (ref) yetişkinler diş macununun yaklaşık %10’unu çocuklar ise neredeyse yarısına varan miktarlarını yutabiliyorlar. Yetişkinlerde bu miktarın zararlı sayılan miktarları geçmeyeceği söyleniyor (sularında çok fazla flor bulunan bir bölgede yaşamıyorlarsa!). Küçük çocuklarda ise güvenli kabul edilen miktarın aşılacağı söyleniyor. Tabi bu güvenli kabul edilen doz gerçekten güvenli mi bunu da sorgulayabiliriz, çünkü geçmişte bu şekilde güvenli kabul edilip daha sonra güvenli olmadığı ortaya çıktığı durumlar var. (https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/28561554 ) florürlü diş macunu kullanan çocukların idrarlarında flor artışı olduğunu gösteren çalışma)

  • Hangi diş macunu?

Çok fazla diş macunu markası var. Ebeveynler saf olduğunu düşündükleri bir markayı seçip EWG.org ya da cosdna.com gibi sitelerden içerik kontrolü yapabilirler. Ayrıca en önemlisi, mutlaka macun kullanılacak diye bir kural yok. Ben çocuğuma çoğu zaman macun kullanmıyorum. Kullandığımda da flor içermeyen, içeriğinin çoğu bitkisel olan ve fazla karışık olmayan bir macunu çok az miktarda fırçasına sürüyorum (genelde yurt dışına gittiğimde alıyorum, o yüzden marka vermiyorum). Özellikle de çürük problemi yoksa macun kullanıp dişleri çizmeye, ağız ortamını bozabilecek ya da başka etkileri olabilecek içeriklere maruz bırakmaya gerek yok bence. Birçok diş macununda titanyum dioksit de olduğunu hatırlatalım. Yani sadece flor değil dikkat etmemiz gereken… Hatta gliserin gibi saf olduğunu düşündüğümüz bir maddenin bile diş yüzeyini kaplayarak dişin tükürükteki mineraller tarafından beslenmesine engel olacağını düşünenler var (Holistic Dental Care kitabı, Nadine Artemis). O yüzden özellikle de sorun yoksa minimum içerik… 

  • Çürüğü olan çocuklarda neler yapılabilir?

Yaygın çürükleri olan çocuklarda elbette sebep olabilecek sistemik faktörleri bulup çözmeye çalışırken bu sırada lokal bazı uygulamalar da yapılabilir. Bunlardan biri hidroksiapatit (HAP)… Yapılan çalışmalarda başlangıç seviye diş çürüklerinin remineralize olmasında flor kadar etkili olduğu görülmüş (ref) (ref). Bildiğim kadarıyla özellikle Japonya’da uzun zamandır uygulanıyor. HAP, dişin %97’sini oluşturan kalsiyumfosfat bileşiği. Ve uygulandığında flora göre çok daha düzgün bir diş yüzeyi elde ediliyor. Özellikle de nano formları diş yüzeyindeki çatlakların, pürüzlerin içine girip buraya entegre oluyor. 

Bunun dışında Amerika’dan tanıdığım biyolojik diş hekimleri dişlere iyot sürerek çürüklerin ilerlemesini durduruyorlar. Ayrıca florün aksine iyot gerçekten de vücudun ihtiyaç duyduğu bir madde!

Bunların yanında laktoferrin ve kolostrum gibi takviyeler, arginine içeren macunlar veya arginine üreten probiyotikler gibi takviyeler destek olabilir.

Propolis, çürük yapan bakterilere karşı etkiliyken faydalı floraya zarar vermiyor. (yakın zamanda propolis içeren yeni bir sakız üretildi ülkemizde, çocuklara bu çiğnetilebilir.)

Damla sakızı, akgünlük sakızı gibi sakızların da yine benzer etkisi var. 

Ayrıca probiyotikler de çürük yapan florayı azaltıp ağız ortamını normalleştirmeleri açısından üzerinde durulan bir alan. Ancak dikkatli olunması gerek çünkü piyasada en çok bulunan probiyotikler, bağırsak için üretilen laktobasil ve bifidobakteriler ki bunlar kendileri de asit üreten türler. Yani bağırsak için üretilmiş bir probiyotik kapsülü alıp diş macununa katın şeklindeki önerilere dikkatli yaklaşmak lazım! S. salivarius probiyotiği umut vaat ediyor bu konuda… Streptococcus dentisani ve Streptococcus A12 diye iki yeni probiyotik aynı zamanda ağızda kolonize olabiliyorlar ve arginine üreterek asidik ortamı nötrleştiriyorlar. Ancak henüz piyasada yok… Tabi bağırsak için üretilmiş probiyotik takviyeler yine bağırsakta kullanılarak genel vücut sağlığına destek olup dolaylı yoldan ağız sağlığına da etkili olabilir. 

1 Yorum

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here