Bir deşarj girişimi…Topluca ihtiyacımız var diye düşündüm. Okullarda miniklere ve gençlere öğretilse keşke.

Geçtiğimiz günlerde katıldığım Recall Healing seminerlerinde, Dr. Gilbert Renaud, egzersiz önerdi bizlere ve gün içinde sıklıkla hatırlattı, hatta orada yaptırdı. Hikayeye de yazdım o dönem: Banyoya gidiyorsunuz, aynaya karşı tırmalar gibi el hareketleri yapıyor ve hırlıyorsunuz. Titreşimlerle karaciğeri rahatlatmak, oradaki öfkeyi seyreltmek/atmak amaç. Bitince hakikaten bir oh diyor insan. Sonra elinize bir peçete alıp sıkıp buruşturuyor ve atıyorsunuz.

Son gün ise; bu egzersizi öğrendiği Dr. Tal Schaller’in videosunu gösterdi. Vaktiyle, dobra duruşu ile ilaç şirketlerinin hışmına hatta tehditlerine maruz kalan; 70li yaşlar itibarıyla ise “amaaan; sizden korkan sizin gibi olsun!” diyerek aldırmayan esaslı bir hekim olduğundan söz etti. Video diyordum…

Gelin görün ki video Fransızca. Önce bir anlamam lazım ki neyi neden yapıyoruz ikna olayım. ‘Celina’, dedim; ‘var mısın?’. ‘Varım’ dedi ve çeviriyi çiçek gibi bana iletti. @celinaylasaglikliyasam Celina kim derseniz: Anadili Türkçe, baba dili İtalyanca. İş durumundan Fransızca, eş durumundan İspanyolca cepte. Dünya vatandaşı. Çevirinin tamamını ve videoyu blogda izleyebilirsiniz. Yukarıya, egzersizlerle alakalı kısımları içeren kırpılmış versiyonu koyabildim.

Bu arada her hikayede bana soruluyor, eğitimleri veren ben değilim, katılımcıyım; Recall Healing için @schoolofunity hesabına bakmalısınız. Sevgili @pinargogulan kitapları da fikir verecektir. Katılımcılardan yani salondan, rastgele vaka örnekleri aldı Dr. Renaud aralarda ve “ne oldu/travman ne” (hastalık/kaza vs) diye başladı sormaya. Ve nihayetinde her biri, aslında zihinde halledilemeyen meselenin (issue), dokuya/bedene (tissue) yansımasından/inmesinden ibaret olduğunu gördüğümüz örnekler oldu.

En basitinden; diyelim ki hamilesiniz, doğuma az zaman var, anne veya kayınvalideniz geliyor yardıma. Ama iyi niyetle bile olsa, evinizdeki hakimiyet alanınız daralıyor, düzeniniz istemediğiniz şekilde değişiyor, gerisi ve olabilecekler malum. Kırgınlık küskünlük olmasın diye dillendirilemeyen şeyler de oluyor. Belki de (örneğin) ilk astım ataklarınızın başlaması, nefes alamıyorum hissiyatı tam o zamana denk geliyor. Veya bazen işyerinde yöneticinizle karşı karşıya geliyorsunuz: Yumruğu hak etti veya okkalı bir sözü. Ama sükuneti korumak lazım (sonra boğaz çakrası niye kapanıyor, o farenjit niye başlıyor!?)… Soruyor Renaud salonda, “bırak kibarlığı; ne demek isterdin, French-Canadian (sinkaflı) konuş, çıkar içindekini” diyor. Neler duyuyoruz, buruk gülümsüyor veya kahkaha atıyoruz… Bunu gerçek hayatta yapabiliyor muyuz? Çoğunlukla hayır. İşte bu egzersizler, bu konuda rahatlatıyormuş. Geçin ayna karşısına, bir ayı bir de kaplan oluverin.

Hatta deniyor ki aile fertlerinden biri burnundan mı soluyor, siz gidin aynaya, yine yapın. Onun enerjisini de dışarıya atmasına yarayacak bu. Kolektif bilinç burada da devrede. Veya işyerindesiniz, böğüremez, bağıramazsınız; gidin WCye sessizce yapıp rahatlayın.

Sözü; egzersizlere ve videoya bırakıyorum. Bu yazıyı 2 kat yazardım da gündem içimi dağladı, elimden bu kadarı geldi. Deneyenlere şifa olsun. Acıdan uyuşmuş başlarımız sağalsın.

C.Tall Schaller – Duygusal Alıştırmalar

Sol beynimiz, Batılı hayatta gereğinden fazla aktif. Bu da sağ beynin bir süre sonra bloke olmasına neden oluyor. Bu yüzden şamanlar diyarına gidemeyiz ve spiritüaliteyi keşfedemeyiz. Sol beyni rahatlatabilmek için, duyguların yeniden akıcı olması ve vücuttan çıkması gerekir. Rol modelimiz, henüz duygularını kontrol etmeyi bilmeyen ve onları rahatlıkla bırakabilen 3 yaşındaki bir çocuk. Buraya ulaşabilmek için, bazı temel alıştırmaları öğrenmemiz gerekir.

1. KORKUYU BIRAKMAK: Korkuyorum, içeri bakıyorum ve yolunda gitmeyen şeyleri görüyorum. Bu korkuyu bırakabilmek için yapacağımız şey basit: Nefes alıyoruz (burundan) ve nefesi bırakırken ağzımızı açıp dilimizi çıkartıyoruz ve bir de ses çıkartıyoruz. Böylece bütün vücut titriyor. Nefesimiz bittiği zaman, tekrar şimdiki zamana dönüyoruz ve kendimizi daha rahat ve stresten arınmış hissediyoruz. Basit ve çok güçlü bir alıştırma.

2. AYI EGZERSİZİ: Ayı, yüzdeki gerilimi bırakmaya yarıyor. Bunun için öne eğilerek özellikle de boğazda ve ellerde biriken gerilimi rahatlatıyoruz. Bu sayede de yüz rahatlıyor. Öne eğilerek yapmak kolay çünkü hiç kimse yüzümüzü görmüyor. Öne eğiliyoruz, kollarımızı serbest bırakıyoruz ve ayı gibi ses çıkartarak tüm sene boyunca biriktirdiklerimizi atarak rahatlıyoruz. Tekrar dik konuma geldiğimizde, bir şeyin serbest bırakıldığını fark ediyoruz. Öğretmenler için iyi bir egzersiz. Öğrencilerin gürültülü, kavga ettiği bir anda bu alıştırmayı yapmak, herkesin rahatlamasına ve stresini atmasına yardımcı olur.

3. ŞİDDETİ BIRAKMAK: (KAPLAN EGZERSİZİ) Eğer öfkemi içimde tutarsam, kendi kendimi bloke etmiş olurum. Öfkemi başkasından çıkartırsam bu sefer de toplumu rahatsız etmiş olurum. Kaplan, doğada tırnaklarını törpüler. Bizim de onun gibi ve her seferinde daha hızlı bir şekilde yapmamız, maksimum yoğunluğa ulaşmamızı sağlar. Böylelikle öfkemi kabul ediyorum, onu yaşıyorum, içimde tutmuyorum ama başkalarını da rahatsız etmiyorum. İçimden atıyorum. Her seferinde daha da hızlanıyorum.

Ve en sonunda da alıştırmayı bitirirken, yaptığım hareket duygudan serbest kalma. Sanki beni öfkelendiren, bana acı çektiren ne varsa onu yırtmak gibi. Ve sonunda (kolları açıp derin bir nefes alıyor ve bırakıyor), hayatı karşılıyorum. İşte böyle………. (gösteriyor). Şiddeti, öfkeyi, nefreti, hepsini bırakabildim ve yeniden hayatı hissediyorum.

Yer yüzünde duygular var, şimdi onları idare etmek için bir kullanma klavuzum var. Ne içimde tutuyorum, ne de başkalarını rahatsız ediyorum duygularımla. Ayı ve kaplanı sesle yapıyoruz
yalnızken. İyi geliyor. Yanımızda başkaları varken de ses çıkarmadan yapıyoruz. Aynı alıştırmayı, ses çıkartmadan, (sadece ağızdan sessiz şekilde nefes çıkartarak, sessiz bağırarak) yapıyoruz. Yine ses tellerimiz titreşecek, nefes vereceğiz ama ses çıkartmayacağız. Böylelikle tuvalete gidip yalnız kalabiliriz ve duygularımızı bırakabiliriz.

İyi haber; bu alıştırmaları kendimiz için yapabiliriz ve kendimizi iyi hissederiz. Bunları; “yapmayı bilmeyenler için” de yapabiliriz. Sinirli, öfkeli biri varsa yanınızda, onu suçlamak yerine, bir dakikalığına bir yere gidin, alıştırmayı yapın ve göreceksiniz ki o kişi kendisini iyi hissedecek. Çünkü hepimiz birbirimize bağlıyız. Duygusal olarak, titreşimsel olarak hepimiz birbirimize bağlıyız. Bunu yaparak, başkalarının iyileştiricisi olabiliriz. Yani, başkalarının duygularının bir kısmını alıp, dışarı atmalarını sağlayabiliriz.

En serbest bırakıcı alıştırma, dans etmek. Salon dansı ya da birisine hoş görünmek için yaptığımız dans değil. Kendimi serbest bırakıyorum dansı. Bu dansın anahtarı, ağzımızdan bir ses çıkartacağız ve bu sesin sürekli değişmesine dikkat edeceğiz. Çünkü zihnimizin yarattığı iki engel var: Ya oturduğumuz yerden sürekli hayat çok zor, asla işler yoluna girmeyecek diye düşünmek ve hareket etmemek ya da sürekli aynı duyguyu yaşıyor olup bundan kurtulamamak.

O zaman bu duyguyu 3 yaşındaki bir çocuk gibi yaşayacağız. 3 yaşındaki üzgün bir çocuk sadece ağzını burnunu oynatarak üzgün olduğunu göstermez. Bu daha büyük yaştaki, (toplum tarafından//sistem tarafından, bu çevirenin yorumu), bozulmuş çocuğun tepkisidir. 3 yaşındaki çocuk çığlık çığlığa, tepinerek üzülür ve duygusunu atar (videoda gösteriyor). Üzgün bir çocuk, bir süre bu duygusunu yaşar ve sonra bundan bıkar. Üzgün olmak istemez artık. Sonra öfke gelir. Yaptığı hareketler de öfkenin ve üzüntünün atılmasını sağlar. Ve öfke dışarı çıktığı zaman, her şey temizlenir. Ve her şey temizlendiği zaman, aynı gök gürültüsünden sonraki gibi, nefes alırız.

Doğal olarak, barış, sevgi, sevinç yeniden akmaya başlar. Bir insanın temel duyguları bunlardır; sevgi, barış ve sevinç. Diğer duygular, korku, öfke, üzüntü;olumsuz düşüncelerin yarattığı duygulardır. Bu olumsuz düşünceler, bizim gitmelerine izin vermediğimiz düşüncelerdir ve olumsuz duyguları yaratır. İyi haber; eğer bu duygularımızı serbest bırakmayı öğrenirsek, kendimizi yeniden iyi, rahat ve canlı hissedebiliriz. Güvende olmak, hareketsizlikten kaynaklanan değil, akıştan ve hareketten kaynaklanan güvende olmak, sürekli olarak duygularımı ve diğerlerinin duygularını karşılamak ve fiziksel vücudumuzda dolaşmasını sağlamaktır. Bu bana, kim olduğumu söylememi sağlar.

Ben sadece bu fiziksel vücut değilim. Ben fiziksel, duygusal, zihinsel ve spirituel vücudum. Spirituel vücuda bağlandığım zaman, vücudumda dolaşan bir ışık hissederim ve bu ışık kendimi iyi hissetmemi sağlar. Bu ışık, sadece o anda hissettiğim duygularımın dolaşımını değil, başkalarından aldığım duyguların da dolaşımını sağlar. Bu bizim için bir iyileştirici olma enerjisidir. İyileştirici teknikler bilen kişi olmanın ötesinde, etraftaki olumsuz duyguları hisseden, yakalayan ve diğerleri için bunların bir kısmını serbest bırakabilen kişidir. Eğer bu duygular çoksa ve serbest bırakamıyorsam, yalnız kalırım ve 3 yaşında bir çocuk olurum. İşte size duygu yönetimi dediğimiz bir kullanma kılavuzu. Bu kılavuz sayesinde duygular içimde kalmaz ve bunlarla başkalarını rahatsız etmem. Ne başkalarını rahatsız eden suçlu olurum, ne de duygularımı içimde tutarak mağdur olurum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here