Merak edilen bir Merhaba, merak edilen bir konu da genel hatlarıyla beslenmem idi; şuraya iliştireyim.


Rahmetli Prof. Dr. Ahmet AYDIN demişti ki: İki çeşit tıp var; konvansiyonel tıp ve fonksiyonel tıp. Piyasaya hâkim olan konvansiyonel tıptır. Bu tıbbın ana felsefesi hastalığın ana nedenlerini değil belirtilerini tedavi etmektir. Bunu yaparken yan etkileri olan bir yığın sentetik ilaç kullanır. Ana nedenlere yönelik olmadığı için etkisi geçicidir; hastayı süründürür. Ama sağlık sektörüne iyi de para kazandırır. Bu nedenle konvansiyonel tıbba “rantiyeci tıp” da denmektedir. Fonksiyonel tıbbın ana felsefesi ise, hastalığın belirtilerini değil ana nedenlerini tedavi etmektir. Tedavide, sentetik ilaçlar ile sınırlı kalmayıp, diyet, beslenme, bitkisel tedavi ve başka birçok doğal tedavi yöntemlerinden istifade eder. Konvansiyonel tıp sivrisinekleri öldürürken, fonksiyonel tıp bataklığı kurutur; konvansiyonel tıp gibi pisliği halının altına süpürmez.

Son senelerdeki bakış açımın ve romatizma ilacı kullanmama kararımın güzel bir özeti. Doğru yolda mıyım? Bilinmez. Uzun vadeyi bilemem, iç organları sinsice ele geçiriyor olabilir//olmayabilir; şu an  uyutmaya çalışıyorum. Neticede piyasada toplasanız 10 çeşit ilaç var. Kortizonla başlayan & etkisi azaldıkça dozu arttırılan “bağışıklığı baskılayıcı” ilaçlardansa, şu an içmemeyi yeğliyorum. Bıraktım bağışıklığımı ki işini yapsın. Kulak veriyorum ona. “Neye isyan ediyor”u dinliyorum.

Beslenme ve otoimmün hastalık ilişkisini kurcalamaya başladığımdan beri fark ettim ki Amerikalı doktorların X dediğine İngilizlerin Y dediği ve bazen tümüyle çeliştikleri çok nokta var. Hangileri “duygusal” anlamak güç. Bu sebeple vardığım sonuçlar, genellikle apayrı kaynaklarda gördüğüm ortak noktalardan oluşuyor. Türkiye’de, beslenmeyle hastalık ilişkisine değinen bir romatoloğa henüz rastlamadım.

Aslında teşhisleri zor ve belirtileri girift olduğundan, beslenme tüyoları da benzer otoimmün hastalıkların. Yine de artrit/iltihaplı romatizma özelinde bakarsak; gluten=süt ürünleri hassasiyeti diye belirten çok kaynağa rastladım. Üzgünüm ama peynir ve yoğurt bize umduğumuz faydayı vermiyor ve tam tersi zarar veriyor olabilir.

Sütü zaten yazdım daha önce (bkz: #gdcinfo ÇOCUĞUMA SÜT VERME başlıklı yazı), aman diyeyim! Et tüketimini azaltmak da bir diğer öneri. Balık ve tabii balıklar balık olmadığından Omega3 (daha etkilisi Krill beraberinde) takviyesi öneriliyor. Keten tohumu & ceviz, öne çıkan bitkisel Omega3 kaynaklarından. Dikkat! Tam tahılların ise iltihap körükleyici etkisini çok yerde okudum. Diyetisyen arkadaşlar, ince bir dilim kepekli ekmeğe devam mı? 

Sigara ve alkol, kesinlikle ama kesinlikle uzak durulması gerekenlerden. Özellikle erkeklerde, sigara içmeyenlere oranla ciddi boyutta omurga hasarına ve ağır semptomlara sebep olduğu belirtiliyor. Sigaradan uzaklaşan ASlilerde tutukluk, enflamasyon ve omurga ağrısında bariz azalma tespit edilmiş.

AS beraberinde çoğunlukla bağırsak iltihaplanması hatta Crohn’s veya ülseratif kolit gibi bağırsak sorunları da oluyor. Akciğer, göz hassasiyeti, omurga kırıkları, kemik erimesi de cabası. Doktor tavsiyesiyle kullanılan biyolojik ajanlar, birincil ve saydığım diğer organlara seken sekonder iltihap için önerilebiliyor. Hastalık herkeste apayrı seyrediyor. Bu sebeple, benimle her öğün aynı şekilde beslenen ikiz kardeşim olsanız dahi, basit bir gıda takviyesi bile önermem mümkün olmaz. Ama AIP eliminasyon diyeti nedir (katılmamayı anlayabilirim ama hiç duymamış doktorlar olmasına çok içerliyorum) ve neye yarar araştırmanızı, AIP yapamam derseniz de maya, gluten ve süt ürünlerine dikkat etmenizi önerebilirim. Bunu, deneyerek en iyi siz anlayabilirsiniz. Bağırsağı onarmak şart.

Konserve ve paketli gıdadan uzak durmak öneriliyor. İlave şekerler, doymuş yağlar, trans yağ ve koruyucular da keza öyle. Bakliyatı çok kötüleyen kaynaklar bu ara revaçta, ama lektinin ısıya duyarlı olduğunu ve çiğ yemediğimiz sürece beslenmemizde sorun teşkil etmeyeceğini yine Ümit hoca ile taze konuştuk. Tabii benim klinik bulgularım ve evdeki minik pandanın yaz-kış mercimek-nohut yemesi de baz alınarak.

Kahve, siyah çay ve kafeinli diğerleri (kola!), kalsiyum emilimini bozduklarından yine kemik sağlığı için uzak durmamızın salık verildiği içeceklerden.

Kilo! Eklemlere ne kadar az yük binse o kadar iyi. Ve egzersiz! Pilates bana inanılmaz fayda sağlamıştı, moralimi yerine getirmişti ve şu an düzenli yapamadığım için üzgünüm. Yüzmek bana uymamıştı, sakroiliak yakınındaki alt omurların kaynaşması sebebiyle. 

Son günlerde okuduğum bir kitaptan konuyla ilgili bazı alıntılar paylaşıyorum yukarıda fotolarda. Aidin Salih_Gerçek Tıp

Hımm unutmadan bir de paça çorbası ve kemik suyu çorbası, ısrarla öneriliyor. Daha evvel detaylı yazmıştım paça çorbası tarifi verirken. Peynir yemezsek kalsiyumu nereden alırız diyorsunuz ya, bu 2 çorbaya iyi davranın. Hepimize şifa olsun.

da genel hatlarıyla beslenmem idi; şuraya iliştireyim.

Rahmetli Prof. Dr. Ahmet AYDIN demişti ki: İki çeşit tıp var; konvansiyonel tıp ve fonksiyonel tıp. Piyasaya hâkim olan konvansiyonel tıptır. Bu tıbbın ana felsefesi hastalığın ana nedenlerini değil belirtilerini tedavi etmektir. Bunu yaparken yan etkileri olan bir yığın sentetik ilaç kullanır. Ana nedenlere yönelik olmadığı için etkisi geçicidir; hastayı süründürür. Ama sağlık sektörüne iyi de para kazandırır. Bu nedenle konvansiyonel tıbba “rantiyeci tıp” da denmektedir. Fonksiyonel tıbbın ana felsefesi ise, hastalığın belirtilerini değil ana nedenlerini tedavi etmektir. Tedavide, sentetik ilaçlar ile sınırlı kalmayıp, diyet, beslenme, bitkisel tedavi ve başka birçok doğal tedavi yöntemlerinden istifade eder. Konvansiyonel tıp sivrisinekleri öldürürken, fonksiyonel tıp bataklığı kurutur; konvansiyonel tıp gibi pisliği halının altına süpürmez.

Son senelerdeki bakış açımın ve romatizma ilacı kullanmama kararımın güzel bir özeti. Doğru yolda mıyım? Bilinmez. Uzun vadeyi bilemem, iç organları sinsice ele geçiriyor olabilir//olmayabilir; şu an  uyutmaya çalışıyorum. Neticede piyasada toplasanız 10 çeşit ilaç var. Kortizonla başlayan & etkisi azaldıkça dozu arttırılan “bağışıklığı baskılayıcı” ilaçlardansa, şu an içmemeyi yeğliyorum. Bıraktım bağışıklığımı ki işini yapsın. Kulak veriyorum ona. “Neye isyan ediyor”u dinliyorum.

Beslenme ve otoimmün hastalık ilişkisini kurcalamaya başladığımdan beri fark ettim ki Amerikalı doktorların X dediğine İngilizlerin Y dediği ve bazen tümüyle çeliştikleri çok nokta var. Hangileri “duygusal” anlamak güç. Bu sebeple vardığım sonuçlar, genellikle apayrı kaynaklarda gördüğüm ortak noktalardan oluşuyor. Türkiye’de, beslenmeyle hastalık ilişkisine değinen bir romatoloğa henüz rastlamadım.

Aslında teşhisleri zor ve belirtileri girift olduğundan, beslenme tüyoları da benzer otoimmün hastalıkların. Yine de artrit/iltihaplı romatizma özelinde bakarsak; gluten=süt ürünleri hassasiyeti diye belirten çok kaynağa rastladım. Üzgünüm ama peynir ve yoğurt bize umduğumuz faydayı vermiyor ve tam tersi zarar veriyor olabilir.

 

Sütü zaten yazdım daha önce (bkz: #gdcinfo ÇOCUĞUMA SÜT VERME başlıklı yazı), aman diyeyim! Et tüketimini azaltmak da bir diğer öneri. Balık ve tabii balıklar balık olmadığından Omega3 (daha etkilisi Krill beraberinde) takviyesi öneriliyor. Keten tohumu & ceviz, öne çıkan bitkisel Omega3 kaynaklarından. Dikkat! Tam tahılların ise iltihap körükleyici etkisini çok yerde okudum. Diyetisyen arkadaşlar, ince bir dilim kepekli ekmeğe devam mı? 

Sigara ve alkol, kesinlikle ama kesinlikle uzak durulması gerekenlerden. Özellikle erkeklerde, sigara içmeyenlere oranla ciddi boyutta omurga hasarına ve ağır semptomlara sebep olduğu belirtiliyor. Sigaradan uzaklaşan ASlilerde tutukluk, enflamasyon ve omurga ağrısında bariz azalma tespit edilmiş.

AS beraberinde çoğunlukla bağırsak iltihaplanması hatta Crohn’s veya ülseratif kolit gibi bağırsak sorunları da oluyor. Akciğer, göz hassasiyeti, omurga kırıkları, kemik erimesi de cabası. Doktor tavsiyesiyle kullanılan biyolojik ajanlar, birincil ve saydığım diğer organlara seken sekonder iltihap için önerilebiliyor. Hastalık herkeste apayrı seyrediyor. Bu sebeple, benimle her öğün aynı şekilde beslenen ikiz kardeşim olsanız dahi, basit bir gıda takviyesi bile önermem mümkün olmaz. Ama AIP eliminasyon diyeti nedir (katılmamayı anlayabilirim ama hiç duymamış doktorlar olmasına çok içerliyorum) ve neye yarar araştırmanızı, AIP yapamam derseniz de maya, gluten ve süt ürünlerine dikkat etmenizi önerebilirim. Bunu, deneyerek en iyi siz anlayabilirsiniz. Bağırsağı onarmak şart.

Konserve ve paketli gıdadan uzak durmak öneriliyor. İlave şekerler, doymuş yağlar, trans yağ ve koruyucular da keza öyle. Bakliyatı çok kötüleyen kaynaklar bu ara revaçta, ama lektinin ısıya duyarlı olduğunu ve çiğ yemediğimiz sürece beslenmemizde sorun teşkil etmeyeceğini yine Ümit hoca ile taze konuştuk. Tabii benim klinik bulgularım ve evdeki minik pandanın yaz-kış mercimek-nohut yemesi de baz alınarak.

Kahve, siyah çay ve kafeinli diğerleri (kola!), kalsiyum emilimini bozduklarından yine kemik sağlığı için uzak durmamızın salık verildiği içeceklerden.

Kilo! Eklemlere ne kadar az yük binse o kadar iyi. Ve egzersiz! Pilates bana inanılmaz fayda sağlamıştı, moralimi yerine getirmişti ve şu an düzenli yapamadığım için üzgünüm. Yüzmek bana uymamıştı, sakroiliak yakınındaki alt omurların kaynaşması sebebiyle. 

Son günlerde okuduğum bir kitaptan konuyla ilgili bazı alıntılar paylaşıyorum yukarıda fotolarda. Aidin Salih_Gerçek Tıp

Hımm unutmadan bir de paça çorbası ve kemik suyu çorbası, ısrarla öneriliyor. Daha evvel detaylı yazmıştım paça çorbası tarifi verirken. Peynir yemezsek kalsiyumu nereden alırız diyorsunuz ya, bu 2 çorbaya iyi davranın. Hepimize şifa olsun.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here